10. Olagan Genel Kurulu Mart 2014 – Mart 2017 Calisma Raporlari

Eğitim Sen İzmir 5 Nolu Şube

10. OLAĞAN GENEL KURULU

MART 2014 MART 2017

ÇALIŞMA RAPORU

egitimsenizmir5nolusube-10-olagangenelkurulu-calismaraporu-001

YÜRÜTME KURULU

SAVAŞ CANDEMİR ŞUBE BAŞKANI

MEHMET SAYDAM ŞUBE SEKRETERİ

ÜMİT SERMEND GÜRBÜZ ÖRGÜTLENME SEKRETERİ

DEVRİM ÖZDER MALİ SEKRETER

ŞENAY AKYOL KADIN SEKRETERİ

AYDIN GÜNEŞ HUKUK SEKRETERİ

GÖKÇEN BALCI EĞİTİM SEKRETERİ

DENETLEME KURULU

MERAL ÇELİK

ZAFER BAKIRCI

HÜSEYİN KÜPÇÜ

DİSİPLİN KURULU

HATİCE YAĞIZ

BARIŞ ERTUĞRUL

A ASKER AKÇA

GİRİŞ

Türkiye’de, 15 Temmuz sonrasında “Darbecilerle mücadele edeceğiz” denilerek ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) koşullarında geçen 6 ay içinde açık bir “sivil darbe” yaşanmıştır. OHAL ve KHK fırsatçılığı ile bugüne kadar yapılmak istenip de yapılamayan her şey teker teker hayata geçirilmeye başlanmıştır. OHAL ve KHK’lar ile yeni bir yönetim rejimi inşa eden iktidar, evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket etmek yerine adeta hukuka düşman kesilmiş, Meclisi devre dışı bırakarak OHAL’i her türlü hukuksuzluğa kalkan yapmayı tercih etmiştir.

Çalışma Bakanlığı verilerine göre, kamuda toplam 135 bin 356 kişi hakkında işlem yapılmış, kamudan 97 bin 679 kişi hukuksuz bir şekilde ihraç edilmiştir. OHAL dayanak yapılarak çıkarılan KHK’lar ile bugüne kadar 30 bin 470 öğretmen, 4 bin 504 akademisyen, 1096 yükseköğretim idari personel ne ile suçlandığını bilmeden, haklarında herhangi bir hukuki delil ya da suçlama olmaksızın hukuksuz bir şekilde kamu görevinden ihraç edilmiştir. Aynı dönemde 24 bin 490 öğretmen yine hukuksuz bir şekilde açığa alınmış, açığa alınan öğretmenlerden 16 bin 759’u (10 bin 470’i Eğitim Sen üyesi) aylarca okullarından ve öğrencilerinden uzaklaştırıldıktan sonra görevlerine iade edilmiştir.

15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL ve ardından peş peşe çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’ler (KHK) üzerinden başlatılan kitlesel tasfiyeler, ihraçlar ve açığa almalarda yaşanan hukuksuzlukların yarattığı sorunlar giderek ağırlaşırken, iç ve dış politikadaki gelişmelerin ekonomi ve halkın günlük yaşamı üzerindeki yıkıcı etkileri daha da belirgin hale gelmiştir.

Siyasi iktidarın yıllardır sürdürdüğü mezhepçi dış politika, içeride ve dışarıda izlenen savaş politikaları ve bu politikalara uygun olarak attığı tehlikeli adımlar Türkiye’yi OHAL koşullarının da etkisiyle derin bir bataklığın içine çekmektedir. Benimsenen savaş politikaları nedeniyle kana ve gözyaşına doyan bu topraklarda yaşayan halklar, özellikle son aylarda yaşanan saldırı ve katliamlar üzerinden yeni acılarla karşı karşıya bırakılmıştır. OHAL’in ilan edilmesinden bu yanasivil kayıpların yaşandığı bombalı ve silahlı saldırılarda 224 kişi yaşamını yitirmiştir.

Türkiye’de yıllardır savaş politikaları üzerinden yaratılan karşılıklı cepheleşme, milliyetçiliğin yükseltilerek ırkçılığın körüklenmesi, farklı kimliklerden emekçilerin birbirine karşı kışkırtılmasını, hatta düşman edilmesine neden olmayı sürdürmektedir. Emekçilerin saflarında savaş politikaları nedeniyle yaşanan karşı karşıya gelişler ve siyasal kutuplaşma, tarihte hiç olmadığı kadar artmıştır. Bu durum, siyasi iktidarın emekçilerin kazanılmış haklarına saldırırken daha cesaretli davranmalarını sağlamakta, OHAL koşullarının da etkisiyle önemli hak kayıpları yaşanmaktadır.

15 yıldır tek başına iktidarda olan AKP, Nazilere taş çıkartan propaganda yöntemleri sayesinde, halka yönelik bombalı saldırılar sonrasında iktidara yönelmesi gereken tepkileri iktidara muhalif olan partilere, sendikalara ya da kurumlara yöneltmeye başlamıştır. 15 Temmuz sonrasında yaşananlar, bugüne kadar gerçekleşen bütün darbeleri gölgede bırakan ağır sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Kamuda yaşanan ihraçlar, muhalif gazeteler, dergiler, TV, radyo ve internet siteleri birer birer kapatılması, siyasetçi, gazeteci, yazar, öğretmen, bilim insanı, sanatçı, belediye başkanı ayrımı yapmadan iktidara biat etmeyen tüm muhalif kesimlerin darbeci bir mantıkla gözaltına alınıp tutuklanması ancak darbe koşullarıyla açıklanabilecek bir durumdur.

İktidar en açık gerçekleri, her şey ortadayken bile kolaylıkla inkar ederken, yanlışı doğru, suçluyu suçsuz, haklıyı haksız ilan ederek, siyasi tasfiye amaçlı gözaltı operasyonları ve tutuklamalar ile baskıcı ve despot yönetim tarzını daha da belirgin hale getirmiştir. Türkiye’de her fırsatta savaş çığlıkları atıp, iktidarın saldırgan politikalarına destek veren sendika ve konfederasyonlar el üstünde tutulurken, eşitlik, özgürlük ve barış talep edenler “hain” ya da “terörist” olarak hedef tahtasına konulmaktadır. Ülkede peş peşe acılar yaşanırken, ağızlarını her açtıklarında savaşı ve ölümü kutsayanların değil, barışı, yaşamı ve yaşatmayı savunanların yanında saf tutmak, herkesten önce emek örgütlerinin görevi olmak zorundadır.

“TEK PARTİ, TEK ADAM REJİMİ”NE HAYIR

Cumhurbaşkanı ve onun güdümündeki siyasi iktidar, bugüne kadar başkanlık sistemi konusunda bekledikleri halk desteğini yeterince alamamış olsa da, girdiği yolda ısrarcı olmaktan başka seçeneği görünmemektedir. Türkiye’nin OHAL koşullarında ve iktidarın ağır baskıları altında referanduma gidecek olması bile iktidarın yaşadığı sıkışmışlığın görülebilmesi açısından yeterlidir.

TBMM’de yapılan “Anayasa değişikliği” görüşmeleri, 12 Eylül darbe anayasasını bile gölgede bırakacak değişikliklerin referanduma götürülmesi ile sonuçlanmıştır. Her ne kadar, teknik olarak Anayasada 18 maddelik bir değişiklik yapılıyor görünse de gerçekte Anayasaların bir “rejim tarif etme belgesi” olması dikkate alındığında, 1982 Anayasasının tarif ettiği “parlamenter rejim” yerine, kuvvetler ayrılığı yerine tüm yetkilerin Cumhurbaşkanında toplandığı “tek parti, tek adam rejimi” için son derece tehlikeli değişiklikler yapılmıştır. İçeriği ve olası sonuçları itibariyle referanduma sunulacak olan Anayasa değişikliği başından sonuna anti demokratik, demokratik kazanımları kuşa çevrilen bir anayasa olması itibariyle ülkeyi ileriye doğru değil, “geriye doğru” götürmesi kaçınılmaz olan bir değişikliktir.

Anayasa değişikliği ile gündeme gelen “rejim değişikliği” ülkeni sorunlarını çözecek mi, yoksa büyüteceği midir? Bugün için yanıtlanması gereken en önemli soru Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ağır ekonomik, demokratik ve siyasal sorunların çözmesi için bugün ihtiyaç olan, bütün yetkilerin yüzde 50’den bir oy fazla almış ‘partili Cumhurbaşkanı’ denilen tek kişide toplanmış olması mı? yoksa halkın büyük bölümünün oylarıyla oluşmuş bir Mecliste olması mıdır?Yapılacak referandumda “evet diyenler”, bütün yetkinin tek kişiye devredilmesini kabul etmiş olacaklardır. “Hayır” diyenler ise “halk iradesinin özgürce seçilmiş Mecliste tecelli etmesini isteyenler” olacaktır. Referandumdaki kamplaşmanın bu çerçevede olacağı açıktır.

Siyasi iktidar referandum sürecine oldukça ağır ve sıkıntılı koşullarda gitmektedir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL, Anayasanın ve yasaların fiilen askıya alınması, kamuda yaşanan ihraçlar ve açığa almalar nedeniyle 1,5 milyona yakın insanın doğrudan ve dolaylı olarak etkilemesi vb gelişmeler karşısında, iktidarın giderek artan baskıcı-otoriter yönetim anlayışının, ağırlaşan kriz koşullarında daha da artması ve şiddetlenmesi kaçınılmaz hale gelmiş, referanduma yönelik tehdit dolu açıklamalar şimdiden başlamıştır.

İktidar, kendi ayaklarının altındaki toprağın kaydığını ne zaman fark etse halkı korkutmak için “tehdit”dahilher türlü aracı devreye sokmaktadır. Nitekim 1 Kasım seçimleri öncesinde bölge halkını, “Eğer seçimi AKP kazanmazsa, ‘beyaz Toroslar’ın yeniden sahneye çıkacağı” ile tehdit ettikleri hatırlanacaktır. Benzer bir tehdit geçtiğimiz günlerde başbakan yarımcısı Numan Kurtulmuş tarafından yapılmıştır. “Referandumda yüksek oranda ‘evet’ çıkarsa terörün sesi, soluğunun kesileceği”nden söz eden Kurtulmuş, referandumda “hayır” çıkması durumunda terörün artarak süreceğini iddia ederek, halkı bir kez daha “Kırk katır mı, kırk satır mı” ikilemine sürükleyerek, tehditle “Evet” dayatması yapmıştır.

“Siyasi istikrar, milli irade, terörle mücadele ve kamu güvenliği, büyüyen Türkiye ve onun düşmanları” vb. propaganda eşliğinde sürdürülen, zorunlu ve meşru gösterilmeye çalışılan baskıcı, gerici, faşist politikalara karşı düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkını, inanç özgürlüğü ve laikliği, Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü için operasyonların durması ve siyasal çözüm için adımların atılmasını vb. demokratik haklar ve siyasal özgürlüklerin eksiksiz olarak kullanılabilmesinin tek yolu “tek adam, tek parti rejimi” karşısında güçlü bir “Hayır Cephesi” oluşturmak gerektiği açıktır.

İşçi ve emekçiler açısından iç içe geçmiş olan emek, barış ve demokrasi mücadelesinin birlikte savunulması, ülke içinde ya da dışında, egemenlerin çıkarlarına dayanan savaş politikalarını tereddütsüz reddetmeyi ve ülkenin geleceğini tehdit eden her türlü girişime güçlü bir HAYIR demeyi gerektirmektedir. Bu yapılmadığı sürece gerçek anlamda demokrasiyi kazanmak, Kürt sorununun eşit haklar temelinde çözüme kavuşması ve tüm inançların özgürce yaşamasını sağlamak, emekçilerin hak arayışlarının önündeki engelleri kaldırmak söz konusu olmayacaktır. 

EĞİTİMİN GELECEĞİTEHDİT ALTINDA

Türkiye’de eğitim sistemi bir süredir ciddi anlamda alarm vermektedir. İkili öğretim, niteliksiz eğitim hizmeti, eğitimin özelleştirilmesi, kalabalık sınıflar, karma eğitim karşıtı uygulamalar, taşımalı eğitim, altyapısı bozuk okullar, öğrenciden katkı parası alınması, okullarda yaşanan şiddet, temel lise ve TEOG garabeti, PISA 2015 gibi uluslararası sınavlardaki başarısız sonuçlar, çocukların dini cemaat ve vakıfların yurtlarına yönlendirilmesi, öğretmenliğin sertifikaya bağlanması, öğretmenlerin mesleki gelişiminde yaşanan zorluklar, çocukların örgün eğitim sistemi dışına itilmesi, çocukların barınmak zorunda bırakıldıkları yerlerde taciz ve istismara uğraması, yurt yangınlarında yaşamını kaybetmesi, sözleşmeli öğretmenlik ve ataması yapılmayan öğretmenler gibi sorunlardaki çözümsüzlük sürmüştür.

Eğitimde yaşanan ve yapısal hale gelen sorunlar her ne kadar görmezden gelinmeye ve baskılamaya çalışılsa da, eğitim sorunu halkın en az ekonomi kadar temel gündemini oluşturmayı sürdürmüştür. Çocuklar eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamış, çocuk yaşta evlenmeyi özendiren düzenlemeler yapılmış, çocuk işçiler sorunu büyümüş, okullarda, yurtlarda, kurslarda çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddet vakaları artmıştır.

OHAL ve KHK uygulamaları toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi eğitim sisteminde de önemli değişiklikleri gündeme getirmiştir. Eğitim-öğretim yılının ilk haftasında, okullarda, “15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma” temasıyla sunumlar yapılmış, öğrencilerin gelişimi açısından sakıncalı olmasına rağmen şiddet görüntüleri derslerde izletilmiş, öğrencilerin dahil edildiği “15 Temmuz” konulu yarışmalar, oyunlar çeşitli etkinlikler düzenlenmiştir.

Yıllardır genelde kamu istihdamında, özelde ise eğitimde güvencesiz, esnek ve performansa dayalı istihdam politikalarını hayata geçirmek isteyen hükümet, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında eğitimde “sözleşmeli istihdam” uygulamasını başlatmıştır. Kamuda kadrolu atama dönemi fiilen ortadan kaldırılmıştır. Yüksek yargı kararına, bütün eleştiri ve itirazlara rağmen yapılan sözlü sınavlar sonrasında 18 bin “sözleşmeli öğretmen” ataması yapılmıştır.

Öğretmenlik mesleğiyle ilgisi bulunmayan, tamamıyla kişilerin siyasi düşüncelerini değerlendirme amacı taşıyan bu sorularla ölçülmek istenen tek şey hükümete “sadakat” ve “itaat” olduğu açıktır. Üstelik söz konusu sorulara yakından bakıldığında, çocuklara demokrasi, barış, eşitlik, özgürlük, adalet fikirlerinin değil aksine savaş, ayrımcılık, dikta ve itaat kültürünün yerleştirilmek istendiği görülmektedir.

72 ülkeden 15 yaşındaki yaklaşık 540 bin öğrencinin fen, matematik ve okuma becerilerinin bilgisayar tabanlı testlerle ölçüldüğü Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2015’te Türkiye, Fen’de 52., Matematikte 49., Okuma becerilerinde 50. sırada yer alarak son 12 yılın gerisine düşmüştür. PISA sonuçlarının bu şekilde çıkmasının temel nedeni eğitimde yaşanan piyasa odaklı, rekabete dayalı ve yoğun dinselleşme içeren dönüşüm olmuştur. Özellikle 4+4+4 ile eğitimde yaşanan dinselleşme uygulamaları, felsefe ve bilim derslerinin ağırlığının azaltılarak, dini içerikli derslerin artması, ezberci ve sınav odaklı eğitim anlayışının sürmesi, okullar, bölgeler, özellikle de cinsiyetler arası eğitim eşitsizliğinin giderilememesi, bunlara ek olarak yaşanan yoksullaşma süreçleri öğrencilerin başarısını doğrudan etkilemiştir.

PISA 2015 sonuçlarına göre öğrencilerimizin fen, matematik ve okumada çoğunluğu en basit düzeyde bilgiye sahiptir. Bunun anlamı, eğitim bütçesinin artması, okul binalarını yenilemek, sınıf mevcudunu azaltmak çocukların başarısı için yeterli değildir. Kamusal eğitime ve öğretmenlere yatırım yapmayan bir ülkenin eğitimde başarılı olmasının mümkün olmadığı açık bir şekilde görülmüştür.

Müfredat değişiklikleri eğitimi geriye götürecektir

MEB tarafından 53 farklı dersin müfredat program taslağı hazırlanmış ve 2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren bütün okullarda uygulanacağı açıklanmıştır. Taslak programların içeriği, iktidardan farklı düşünen akademisyenlerin, bilim insanlarının ve yandaş sendika dışındaki sendikaların görüşlerine neden başvurulmadığını açıkça göstermektedir.

MEB’in askıya çıkardığı taslak programların pilot uygulama yapılmadan, bilimsel bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmadan önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren uygulanacağı açıklanmıştır. Bakanlığın gelecek öneriler doğrultusunda ders kitapları yazım sürecinin 20 Şubat’tan itibaren başlayacağını açıklaması, tıpkı 4+4+4 düzenlemesinde olduğu gibi, müfredat gibi önemli bir konunun bir oldubittiye getirilmek istendiğini göstermektedir.

Tüm ülkeyi ve gelecek nesilleri yakından ilgilendiren eğitim müfredatı gibi bir konuda, taslağın, siyasal ve ideolojik olarak iktidara yakın çevrelerin müdahalesiyle daha da geriye götürülmesi, bilime ve aydınlanma düşüncesine karşı adeta meydan okunması söz konusudur.

Ders kitaplarında bir süredir sürdürülen “sadeleştirme” ve “basitleştirme” uygulamalarının doğrudan bilim, felsefe, tarih ve sanat derslerini hedef alması, ünite ve kazanım sayılarının azaltılarak, “dini” ve “milli” öğeler ve referanslarla donatılmış bir müfredat oluşturulmak istendiği açıktır. MEB’in sadeleştirmeden kastı, öğretim programlarında iktidarın siyasi-ideolojik söylemleri ile çelişen bilgi ve ifadelerin ayıklanması, buna karşın özellikle iktidar tarafından sürekli referans gösterilen kişi ve olayların öğretim programlarının içine yerleştirilmesidir.

MEB böylesine tehlikeli bir adım atarak, eğitim müfredatının bilimle, bilimsel bilgi ile gerçeklerle en somut bağını koparmış, eğitim sisteminde her türlü bilim dışı akım ve düşüncenin gelişmesi için geniş bir alan açmıştır. Evrim Teorisi sadece biyolojide değil, tüm doğa ve insan bilimlerinde, bilimi ve aklı yok sayan “yaradılışçı eğilimler”inakıl dışı safsatalarına karşı, bilimlerin kendilerini geliştirme ve ilerletmenin temel dayanak noktalarından birisi olan bir teoridir.

Bugün dünyanın her yerinde bilimsel bir gerçeklik olarak kabul edilen Evrim Teorisi’nin biyoloji ders kitaplarından çıkarılması başlı başına bir skandaldır. Evrim Teorisi, iktidarın özellikle 4+4+4 sonrasında hayata geçirdiği “dindar ve kindar nesil yetiştirme” projesine kurban edilmiştir. Bu adımın arkasında, bütün okullarda okutulan müfredatı, imam hatip müfredatı ile benzer hale getirme çabaları yatmaktadır.

Müfredat değişiklikleri ile tarihin, darbeler ve cuntaların da tarih kitaplarında okutulacak olması, dönem başında tüm okullarda bir hafta boyunca şiddet görüntüleri eşliğinde gelişme çağındaki ilkokul öğrencilerine sakıncalı olmasına rağmen zorla izlettirilen ve “15 Temmuz darbe girişimi”nin eğitim müfredatına girmesi, ulusal bayramlar arasında sayılması, hatta Felsefe dersi müfredatı içine yerleştirilerek anlatılmak istenmesinin eğitim bilimine ne kadar katkısı olacağı tartışmalıdır.

Özellikle Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Derslerinde çok sayıda tartışmalı ve iktidarın siyasal-ideolojik söylemlerini çağrıştıran değişikliklerin yapılması, benzer bir şekilde geçtiğimiz yıl bütün okullarda kutlanması için resmi yazı yazılan “Irak Kut’ülAmare Zaferi” gibi bir olayın yer alması dikkat çekicidir.

Siyasi iktidarın ve MEB’in geçtiğimiz 15 yıl içinde eğitim politikaları alanında ve uygulamada göstermiş olduğu pratik, yeni müfredatın nasıl bir içerikte olacağı ve eğitim sistemini hangi yöne doğru götürülmek istendiği konusunda yeterince ipucu vermektedir. Yeni müfredat değişikliklerinin eğitim sisteminin ihtiyaçlarından çok, siyasal iktidarın “2023 vizyonu”na, eğitimin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında etkisini hissettiren siyasal-ideolojik çizgisine göre yapılmak istendiği açıktır. Özellikle başkanlık sistemi ile değiştirilmeye çalışılan ‘yeni rejim’e uygun bir müfredat yapısı oluşturulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Bireycilikle, milliyetçilikle, dini değerler ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik yönden sığ, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı eğitim müfredatının çocuklarımıza/öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. Laik-bilimsel eğitimin temel işlevi bireylerin kendilerini çocuk yaşlardan itibaren özgürce gerçekleştirmelerine yardım etmektir. Dolayısıyla eğitim programları, yaşamı bir bütün olarak kavramayı hedeflemeli, öğrencilerin çok yönlü gelişimlerine hizmet edecek öğrenme yaşantılarını içeren bir içerikte olmak zorundadır.

Müfredat taslaklarında “anadilde iletişim” vurgusunun yapılması dikkat ekicidir. Eğitim biliminin temel ilkelerinden birisi olan “anadilinde eğitim konusunun ” MEB tarafından anadilde iletişim başlığında ele alınması, bakanlığın sadece anadilinde iletişim söz konusu olduğunda sadece Türkçeyi esas aldığı, diğer ana dillerini bilinçli olarak dışladığı görülmektedir.

Son dönemde laik/seküler eğitime yönelik olarak başlatılan düşmanca yaklaşımlar, Anayasanın ve toplumsal yaşamın temel ilkelerinden birisi olan laik eğitim ve laik yaşamı savunanların gözaltına alınması, tutuklanması ve hedef haline getirilmesine ilişkin tehlikeli yaklaşımları, yapılmak istenen müfredat değişikliklerinden ayrı ve bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.

Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları nedeniyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. İktidarın eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında uyguladığı baskı, şiddet ve dayatmacı uygulamalar, laik eğitime, eşit, özgür ve demokratik yaşama karşı açık bir meydan okumanın yaşandığını göstermektedir. Müfredat değişiklikleri, bir anlamıyla “laik eğitim ve laik yaşama” karşı meydan okumanın somut bir yansımadır.

Laik-bilimsel eğitim anlayışına açıkça meydan okuyan, din-toplum ilişkisini konu alan ve laikliği de içeren sekülerizmi “satanizm” ile aynı kefeye koyarak “sakıncalı düşünce” ilan eden çağ dışı zihniyete karşı eğitim ve bilim emekçilerinin örgütlü gücü Eğitim Sen olarak bütün gücümüzle mücadele edeceğimiz bilinmelidir.

Eğitimde dinselleşme artıyor

AKP iktidarında adım adım hayata geçirilen eğitimi hem içerik, hem de biçimsel olarak dini kural ve referanslara göre biçimlendirme uygulamaları son yıllarda daha da somutlaşmıştır. Eğitim müfredatına bilim dışı müdahaleler, felsefe-bilim derslerinin azaltılması, otizmli ve zihinsel engelli çocuklara zorunlu din dersi getirilmesi, okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin camilere götürülmesi, din eğitiminin fiilen okul öncesine hatta kreşlere kadar indirilmesi vbgibi uygulamalar geçtiğimiz yıllarda eğitimin dinselleştirilmesi açısından öne çıkan uygulamalar olarak dikkat çekmektedir.

Milli Eğitim Bakanı’nın eğitimde gerici içeriği güçlendirme gayretleri, aslında bilimin evrensel kuralları yerine safsataların ve hurafelerin egemen kılınması için atılan her adımın arkasında siyasi iktidar uzantılarının olması gerçeğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. İktidarın amacı gelecek için sağlıklı nesiller yetiştirmek değil, itaatkâr, sorgulamayan, biat eden nesiller yetiştirmektir. Eğitim bilimsellikten giderek uzaklaşmakta, okullarda dinselleştirme uygulamaları hızla artmaktadır. Özellikle eğitimde 4+4+4 düzenlemesinden sonra eğitim alanının yoğun dinselleşme uygulamalarıyla kuşatıldığını söylemek mümkündür.

Eğitim müfredatı içinde 9 yıl boyunca birer zorunlu ve 8 yıl üçer de seçmeli olmak üzere toplam 27 din dersi bulunmaktadır. Dünyada 12 yıllık zorunlu eğitim olan ülkelerin hiçbirisinde 27 din dersi bulmak mümkün değildir. İran İslam Cumhuriyeti’nde bile Türkiye’de olduğu kadar çok sayıda din dersi bulunmamaktadır. İmam Hatip Ortaokulu, İmam Hatip Lisesi, Hafızlık Okulu gibi uygulamaların bizzat MEB tarafından teşvik edilmesi ve bu okullara yönelik açık bir pozitif ayrımcılık yapılması görmezden gelinemez.

MEB, devlet okullara ihtiyacı kadar ödenek ayırmayıp, eğitimin finansmanı için elini velilerin cebinden çıkarmazken, imam hatip okulları söz konusu olunca bütün parasal kaynaklar ve diğer imkanlar seferber edilmekte, yıllardır siyasal istismar konusu olan imam hatip okulları her açıdan desteklenerek, tüm masrafları devlet tarafından karşılanarak, özellikle yoksul ailelerin çocuklarını bu okullara göndermeleri yönünde çalışmalar yapılmaktadır.

Eğitimde 4+4+4 düzenlemesi sonrasında okulların İmam Hatip’e dönüştürülmesinden istediği sonucu alamayan MEB, yeni bir hamle yaparak, itirazlara rağmen normal okullar içinde imam hatip sınıfları açmıştır. Dini eğitim uygulamaları özellikle sıbyan mektepleri uygulamaları eşliğinde okulöncesine, hatta kreşlere kadar indirilmiş, okulöncesi çağdaki çocuklara yönelik çeşitli dini vakıf ve cemaatler üzerinden dini eğitimler verilmeye başlanmıştır.

Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan bir sorun olarak dikkat çekerken, okulların adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması sağlanmıştır. Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır.

Eğitimde 4+4+4 uygulaması öncesinde 2011-2012 eğitim-öğretim yılında 537 İmam Hatip Lisesinde (İHL) 268 bin 245 öğrenci varken 2016-2017 eğitim-öğretim yılında bu sayı bin 400, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı ise 516 bin 717’ye çıkmıştır. Açıköğretim imam hatip lisesinde okuyan 121 bin 335 öğrenciyi de eklediğimizde, Türkiye’de toplamda İHL’lerde okuyan öğrenci sayısı 677 bin 205’e ulaşmaktadır. Başka bir ifade ile Türkiye’de liseye giden her 100 öğrenciden 15’i İHL’ye gitmektedir. Ayrıca bin 400 İmam Hatip Anadolu Lisesinden 372’si sadece kız İmam Hatip Anadolu Lisesi olarak ayrılması ve devlet politikası olarak karma eğitimin dışına çıkılması dikkat çekicidir.

AKP hükümeti döneminde altın çağını yaşayan dini cemaat ve vakıflar (TÜRGEV, ENSAR Vakfı, İHH, Hizmet Vakfı, Hayrat Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Birlik Vakfı, Su Vakfı vb) başta değerli arazilerin bedelsiz tahsisi olmak üzere, kamusal kaynaklar siyasi iktidarın bekası adına, dini vakıf ve cemaatlere aktarılmaktadır. Bunun dışında, büyük kamu ihalelerini almak isteyen sermaye gruplarına özellikle hükümete yakın dernek ya da vakıflara yüklü miktarlarda bağış yapmalarının şart koşulduğu bilinmektedir.

Bizzat MEB tarafından yapılan yönetmelik değişiklikleri üzerinden adı geçen vakıflarla ortak protokoller imzalanmaktadır. Dini vakıfların devlet okullarında başta “değerler eğitimi” olmak üzere, tamamına yakını dini içerikli çeşitli konularda ders ve seminer verebilmesi, kendi yayınlarını dağıtabilmesi ve öğrencileri kurumlarında stajyer olarak eğitebilmesinin yolu açılmıştır.Geçmişte yapılan yanlış adımlar sürdürülmekte, dini cemaatler eğitim sistemine entegre edilerek “paralel” eğitim uygulamaları hayata geçirilmekte, cemaatlerin okullar, yurtlar, Kur’an Kursları açmaları teşvik edilmektedir.

Dini vakıf ve cemaatlere ait okullar, yıllar içinde hızla dinselleştirilmiş olan eğitim sistemi içinde ayrı bir dinsel eğitim sisteminin inşa edilmesini sağlamıştır. 15 Temmuz darbe girişiminden hiçbir ders çıkarmayan iktidar ve MEB, aynı yanlışı tekrarlamayı sürdürmektedir.

Türkiye’de uzunca bir süredir yapıldığı gibi eğitim sisteminin dini kurallara göre düzenlenmesi, dini eğitimin yaygınlaşmasının kaçınılmaz sonucu okullarda öğrencilerin inanan ya da inanmayan, dindar ya da dinsiz, ibadet eden ya da ibadet etmeyen gibi kategorilere ayrılmasına ve yeni gerilim alanları yaratılmasına neden olmaktadır. Devletin, inanç alanına girerek, şu ya da bu biçimde elindeki olanakları kullanıp, devleti belli bir dinin ya da inancın, Türkiye’de olduğu gibi belli bir mezhebin savunucusu ve destekçisi durumuna getirmek yönündeki girişim ve uygulamalara karşı mücadele ertelenemez bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

SONUÇ

Yıllardır toplumsal yaşamın her alanında sürekli kamplaşma ve kutuplaştırma yaratmak üzerinden siyaset yapanlar, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında benzer bir bölünmeyi okullarda öğrenciler, öğretmenler ve veliler arasında oluşturmaya çalışmış ve bunda kısmen de olsa başarılı olmuşlardır.

Eğitimde siyasal kadrolaşma uygulamalarının yukarıdan aşağıya doğru organize bir şekilde gerçekleştirilmesi, okullarda yaşanan şiddetin artması, eğitim emekçilerine yönelik çeşitli saldırı ve tehditlerin (ihraç, açığa alma, sürgün vb) sürmesi gibi uygulamalar, okulların fiilen kışla ya da cezaevi haline getirilmesini beraberinde getirmiştir.

Türkiye’nin eğitim alanında yaşadığı gelişmeler, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını göstermektedir. Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koştuğu, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın zirve yaptığı, farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin sağlıklı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir.

Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okulöncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dini inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi tüm emek ve demokrasi güçleri ile birlikteomuz omuza sürdüreceğimiz bilinmelidir.

ŞUBE YÜRÜTME KURULU FAALİYET RAPORU

*11 Mart 2014 . Gezi olaylarında hayatını kaybeden Berkin ELVAN için İzmir Emek ve Demokrasi Güçleriyle birlikte Alsancak Sevinç Pastanesi önünde yapılan yürüyüş ve basın açıklamasına üyelerimizle kitlesel katılım sağlandı.

*14 Mart 2014. Çocuk cezaevlerine dikkat çekmek amacıyla Konak YKM önünde yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*11 Nisan 21014. Çocuk ihmali ve istismarı ile ilgili seminer düzenlenmiştir. Düzenlenen seminere rehber öğretmenler ve müdür yardımcılarının katılımı sağlandı.

*22 Mart 2014 Cumartesi , Buca Hipodrum Meydanında yapılan Newroz kutlamalarına , Şirinyer Tansaş önünde toplanılarak KESK Şubeler Platformu pankartı arkasında katılım sağlandı.

*14 Nisan 2014 . Toplu görüşmeleri protesto ve bordo yakma eylemi yapıldı

*18 Nisan 2014. KESK li tutuklular serbest bırakılsın içerikli Alsancak ÖSYM önünde toplanılarak Sevinç Pastanesi önüne yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı.

*26 Nisan 2014. ‘ Sendika, Sendikalı Olmak, İşyeri Temsilcilerinin Görevleri’ konulu işyeri temsilciler eğitimi düzenlenmiştir. Düzenlenen eğitime işyeri temsilcilerimizin katılımı sağlandı.

*30 Nisan 2014 . Sendikal hakları için mücadele eden Luna İşçileri ziyaret edildi.

*1Mayıs 2014 . Sabah saatlerinde Buca Belediyesi önünde toplanılarak; belediye işçileri ve Buca daki sendika ve siyasi partilerle birlikte yerel 1 Mayıs kutlaması yapıldı. Ardından Konak ta toplanılarak Gündoğdu Meydanında yapılan 1 Mayıs mitingine kitlesel katılım sağlandı.

*15 Mayıs 2014. Soma Mitingine katılım sağlandı

*31 Mayıs 2014 . Gezi direnişi yıl dönümü nedeniyle yapılan eylemlere katılım sağlandı

*6 Haziran 2014. Taşeron Köleliktir.Köleliğe Hayır konulu Karşıyaka Metro girişinde yapılan yürüyüş ve basın açıklamasına katılım sağlandı.

*15-16 Haziran İşçi direnişini anmak için 16 Haziran 2014 Pazartesi günü DİSK’in Soma da yapacağı eyleme katılındı.

*12 Eylül darbesinin yıldönümü nedeniyle YKM önünde toplanılıp Büyük Şehir Belediyesi önünde yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*Eğitimde yaşanan sorunlara dikkat çekmek için 19 eylül 2014 Cuma saat 20.00’de Bornova Metro çıkışında meşaleli yürüyüşyapıldı.

*21 eylül 2014 Şengal Halkı ile dayanışma amacıyla Fuar Açık Havada yapılan KESK Şb.Pltf. konserine katılım sağlandı.

*24 Eylül 2014 Eğitim öğretimde yaşanan sorunlarla ilgili bir günlük iş bırakma eylemi öncesi iş yerlerinde duyuru ve toplantılar yapılarak, Basmane de toplanıp Konak a yürüyüş gerçekleştirildi.

*24 Eylül 2014 Demokratik Laik, Parasız Bilimsel Anadilde Eğitim Hakkı için 1 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi.

*8-9 Ekim 2014. Savaşı Durduralım şiarıyla 2 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi.

*20 Ekim 2014. Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı’ nın açıklama ve uygulamalarını protesto amaçlı Konak YKM önünde basın açıklaması yapıldı.

*22 Ekim 2014 . Kobane’ ye yaşam koridoru açılması talebiyle Alsancak Sevinç Pastanesi önündebasın açıklaması yapıldı.

*23 Ekim 2014 İzmir İl Milli eğitim Müdürünün nefret ve şiddet söylemini protesto amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde oturma eylemi MYK üyelerimizin de katılımı ile gerçekleştirildi.

*1 Kasım 2014. ‘’Rotasyon ile Sürgüne Hayır, Eğitimde Yaşanan Dönüşümün boyutları’’ konulu eğitim çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışmaya üyelerimiz ve işyeri temsilcilerimizin katılımı sağlandı.

*8 Kasım 2014 “Şiddetin Dört Yönü ” başlıklı panel gerçekleştirildi.

*15 Ocak 2015. Kamu emekçilerinin ekonomik demokratikve sosyal taleplerini yok sayarak yapılan sefalet artışını protesto etmek için İzmir Valiliği önünde basın açıklaması yapıldı

*16 Ocak 2015. Hüseyin Avni Ateşoğlu İlk ve Ortaokulunun yanına yapılan yeni binanın ihtiyaç olmamasına rağmen imam Hatipe devredilmesi nedeniyle, binamızı vermeyeceğiz diyen velilerle birlikte okul önünde 12 00 -13.30 arası oturma eylemi ve basın.açıklaması yapıldı.

*İşyerlerinde Etik Sözleşmesi adı altında imzalatılmak istenilen metne, ‘’yönetmelik,yasa ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklı haklarımın saklı kalması koşuluyla imzalıyorum ‘’ şerhi konularak imzalanması sağlandı

*19 Ocak 2015 Katledilişinin 8.yılında “Hrant için, Adalet İçin” şiarıyla Kıbrıs Şht.Caddesinde topanılarak Sevinç Pastanesi önüne yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı .

*21 Ocak 2015 Müdür Yardımcısı üyelerimizin hukuki durumu ile ilgili şube binamızda toplantı yapıldı.

* Ali İsmail Korkmaz Davasında verilen mahkeme kararını protesto amacıyla Alsancak Sevinç Pastanesi önünde yapılan eyleme katılım sağlandı

*23 Ocak 2015 Hüseyin Avni Ateşoğlu okul binasının imam hatipe verilmesiyle ilgili velilerle birlikte ilçe MEM önünde basın açıklaması yapıldı.

* 24 Ocak 2015 Ülkemizde daha ömrünün baharında katledilen çocuklarımız için Kesk Kadın Meclisi olarak Konak Pier önünde karanfil bırakma etkinliği yaptık.

*29 Ocak 2015 Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesindeki Schneider Fabrikasındaki işçilerin grevine destek ziyareti gerçekleştirildi

*6 Şubat 2015 . Kadrolaşma, norm kadro ve eğitimin dinselleştirilmesine karşı Eski Sümerbank önünde toplanılarak İl MEM önüne yürüyüş yapılarak basın açıklaması gerçekleştirildi.

*8 Şubat 2015. ‘Laiklik, Laik Eğitim ve Demokrasi Mücadelesi’ konulu panel yapılmıştır. Yapılan panele üyelerimizin katılımı sağlandı.Buca Heykel Fatih Düğün Salonunda gerçekleştirildi.

*13.02.2015 Cuma günü işbırakma eylemi ve eğitim boykotunu Menderes’te örgütlemek için Eğitim Sen olarak Cumaovası Emek ve Demokrasi Platformu ile birlikte Menderes Alevi Kültür Derneğinde  toplantı yapıldı.

*13.02.2015 Gericiliğe Karşı Laik,Bilimsel Eğitim ve Zorunlu Din Derslerine karşı iş bırakma eylemine üyelerimizle kitlesel katılım sağlandı. Önce Buca Belediyesi önünde toplanıp basın açıklaması yapıldı . Basmane Meydanında başlıycak yürüyüşe polisin müdahalesiyle onlarca arkadaşımız gözaltına alındı.Arkadaşlarımıza dava açıldı, mahkemeleri sürüyor.

*24 Şubat 2015 Yeni İç Güvenlik Yasa Tasarısına karşı İzmir Emek ve Demokrasi Güçleryle birlikte Konak Pier önünde toplanılarak basın açıklaması yapıldı.

*28 Şubat 2015 İç Güvenlik Paketine karşı emek ve demokrasi güçleryle birlikte Cumhuriyet Meydanında toplanılarak Gündoğdu Meydanına yürüyüş yapıldı.

*7 Mart 2015 Cumartesi günü Menderes Belediyesi Nikah ve Kongre Salonunda 8 Mart etkinliği yapıldı. Program, panel,müzik dinletisi,sine vizyon gösterimi ve kokteyl şeklinde gerçekleşti.

*8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü nedeniyle İzmir Kadın Platformunun düzenlediği eylem 8 Mart 2015 günü Fuar Lozan Kapısında buluşarak Gündoğdu Meydanına yürüme şeklinde gerçekleştirildi

*İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri ile birlikte ölümünün 1. yılında Berkin ELVAN ı anmak için Alsancak Sevinç Pastanesi önünde basın açıklaması yapıldı

*15 Mart 2015 Pazar günü yurt dışından gelen konuklarla Dünya Kadın Yürüyüşü 13-16.00 saatleri arası Gündoğdu’ da çadırlarda atölye çalışması,18.00 da Eski Sümerbank önüne yürüyüş 19 00 da Gündoğdu’da konser şeklinde düzenlenmiştir. Etkinliğin hem örgütlenmesinde hem de katılımında görev alınmıştır.

*02.07.2015 Sivas Katliaminda yaşamını yitirenleri anmak için Eski Sümerbank önunde toplanarak Cumhuriyet Meydanına yürüyüş yapıldı.

*21. 07. 2015 AKP ‘nin savas politikalarinin sonucu Suruç ta yasanan katliamı kınamak için Kıbrıs Şehitleri caddesinde eylem yapıldı.

*27.07. 2015 Emek ve Demokrasi Gucleri ile SuruÇ ta yasanan katliami protesto etmek ve AKP ‘nin savas politikalarına dur demek için YKM önünde toplanarak yürüyüş yapıldı

*Alevi Bektasi Dernekleri çağrısıyla İstanbul’da Gazi Cemevine yonelik saldırıyı kinamak amacıyla İzmir Valiligi önunde basın açıklaması yapıldı.

*11. 08. 2015 Taleplerimize sahip çikmak ve AKP- Memur Sen işbirliğini teşhir etmek için Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması yapıldı.

*01.09.2015 Gündoğdu Meydanındaki 1 Eylul Dünya Barıs Gunu etkinligine katılım sağlandı

*28 .09. 2015 Silahlar Sussun,Çocuk Ölumleri ve Sokaga Çıkma Yasaklarına na karşı Barış Bloku tarafından yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*29 .09. 2015 Nöbet tutmama eylemimiz sona ermistir.

*”5 Ekim Dünya Ögretmenler Günü kutlandı.

*10 Ekim Ankara Barış Mitingine 4 otobüsle katılım sağlandı.

*Ankara’da yaşanan katliamı protesto etmek için aynı gün   Sevinç Pastanesi önünde basın açıklaması yapıldı.

KESK, DİSK, TMMOB, TTB ve tüm emek ve demokrasi güçleri olarak Pazar-Pazartesi- Salı üç günlük yas ilan edilmiştir. Pazartesi ve Salı günleri iki gün grev kararı alınmıştır. Pazartesi siyah giyinerek saat:10.00’da tüm işyerlerinde anma yapılarak alana çıkıldı.

*Barışa yapılan katliama karşı 11 Ekım Pazartesi siyah giyilerek saat:10 00 da okullarda anma,10.45 de Buca Belediyesi önünde basın açıklaması yapıldı, oradan servislerle Basmaneye inilerek 11.45 de Gündoğdu ya yürüyüş yapıldı.Menderes ve Gaziemir den de servislerle üyeler eyleme taşınmıştır.

*10 Ekim 2015 tarıhınde yaşanan bombalı saldırıya ilişkin iş bırakma eylemi 13 Ekim 2015 Salı günü devam etti.12:00’da Gündoğdu meydanında toplanılarak Alsancak Garı önünde anma yapıldı ve katılım sağlandı.

*14-15-16 Ekim tarihlerinde kokart takma eylemi yapıldı.

“Ankara Katliamında yitirdiğimiz canlarımızı anmak için 19:00’da Alsancak Garında mum yakılarak, anma gerçekleştirildi.

*Ankara Katliamında yaralanan arkadaşımız Murat AKÇALI Ankara’ dan İzmire uçakla nakledilmiştir. Murat arkadaşımızı üyelerimizle birlikte hava alanında karşılamak için gittik fakat yaralı arkadaşımızı Denizli de indirerek, yaralı olduğu halde kara yolu ile İzmir e getirdiler. Bu konuda arkadaşımıza yapılan saygısız muamaleye karşı basına demeç verildi.

*Ankara Katliamının ile ilgili 17.10.2015 saat:10.00’da Alsanacak Gar da oturma eylemi ve anma gerçekleştirildi.

*10 Ekim Ankara Katliamını protesto için, ev, işyeri ve balkonlara, sıyah bez asma, sıyah giyinme, yakalara siyah kurdela takma, saat: 20 00 da 1dk ışıkları yakıp söndürme, saat: 20 00 -21 00 arası evlerde sokaklarda, ses çıkarma eylem ve etkinliklerinin duyuruları yapıldı.

*10 Ekim Ankara Katliamı anmaları 23 Ekim Cuma gününe kadar her akşam saat:19.00’da Alsancak Garda yapıldı ve katılım sağlandı.

* 24.10.2015. 10 Ekimde Ankara’da yapılan barış eylemine katılan arkadaşlarımıza, eylemde meydana gelen insanlık dışı terör eyleminin psikolojik etkilerini azaltmak için travma sonrası pısıko sosyal destek calısması ve bilgilendirme uzmanlar eşliğinde şube binasında yapıldı.

*Ankara Katliamında yaralanan Murat AKÇALI arkadaşımızı Dokuz Eylül Hastanesine ziyaretine gidildi.

*Ankara Katliamında yitirdiğimiz arkadaşlarımızı anmak için 24 ekim Cumartesi saat:19.00’da Buca Belediyesi önünde anma gerçekleştirdik.

* Kesk Kadin Meclisi olarak 21 Kasim günü Alsancak Gar da Ankara kaybettigimiz arkadaslarimizi anma etkinligi gerçekleştirdik.

*21 Şubat 2016 Pazar günü Şirinyer Belediye Düğün Salonunda Buca Emek Platformu olarak “savasin kadinlar ve cocuklar uzerine etkileri” konulu panelin örgütlenmesini ve üyelerimizin katılımı sağladık.

*KESK Kadın Meclisi olarak , 10 ekim Ankara Katliamında yitirdigimiz canlar icin basin aciklamasi yapilarak, gökyüzüne beyaz balon uçuruldu.

*10 Kasım 2015 saat: 19.00 da Alsancak Sevinç önünde 10 Ekim Ankara katliamının birinci ayında anma ve basın açıklaması yapılarak denize karanfil bırakıldı.

*Şubemiz tarafından üyelerimizin katılımıyla Yeni Foça ya doğa yürüyüşü düzenledi.

* 11.11.2015 Ankara Katliamında yaralanan arkadaşımız Murat AKÇALI ‘yı Dokuz Eylül Hastanesinde üyelerimizle ziyaret ettik.

*İzmir Barış Bloku olarak ülkemizdeki gerginliği artıran sokağa çıkma yasaklarını ve yapılan operasyonlarla sivillerin katledilmesıne hayır demek için basın açıklaması yapıldı.

*Fransa daki törer eylemini kınamak ve Silvan a ses vermek için İzmir Emek Demokrasi güçleriyle yaşam nöbeti tutuldu. eyleme destek sağlandı.

*14 kasım Cumartesi Alsancak Sevinç Pastanesi önü, 15 Kasım Pazar Karşıyaka İzban, 16 kasım Pzt Buca Belediyesı önü, 17 Kasım Salı Narlıdere Demokrasi Meydanı, 18 Kasım Çarşamba Bornova Cumhuriyet Meydanı yaşam nöbeti yaılacaktı fakat valilik yaşam nöbeti eylemlerine yasak getirdi.

*Yaşam nöbeti eylemine yasak getiren valilik kararına karşı 20 Kasım Cuma 18 00 da Alsancak Sevinç Pastanesi önünde basın açıklaması yapıldı.

*KESK Kadin Meclisi olarak 21 Kasim günü Alsancak Gar da Ankara kaybettigimiz arkadaslarimizi anma etkinligi gerçekleştirdik.

*Norm fazlası sürgününe,Resen atamaya hayır demek için 24 Kasım İl Milli Eğitim önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağladık.

*İş güvencesinin kaldırılması ve 657’de yapılmak istenen değişikliklerle ilgili 26 Kasım perşembe saat:18.30’da İsmet İnönü kültür merkez panel yapıldı ve katılım sağladık.

*Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanması nedeniyle gazeteci örgütleri cumhuriyet gazetesi önünde eylem kararı almışlar ve destek çağrısında bulunmuşlardır. Bu eylem sonraki bir tarihte emek ve demokrasi güçleri ile birlikte eski Sümerbank önünde yapılmıştır.

*Diyarbakır baro başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesini kınamak için Alsancak sevinç pastanesi önünde yapılana eyleme katılım sağladık

*Emek,Barış ve Demokrasi güçleri olarak Ankara katliamının ikinci ayı olan 10 Aralık 2015 Perşembe saat 19.00’da alsancak tren garında anma yapıldı ve katılım sağlandı.

*Akp’nin son aylarda Doğu ve Güneydoğu illerinde sokağa çıkma yasaklarıyla ülkede iç savaşı körükleyen tutumunu kınamak, savaşa dur demek barış sesini yükseltmek için 15.12.2015 salı günü saat: 19.00 da sevinç pastanesi önünde yapılan eyleme katılım sağladık.

*20 Aralık pazar Menemen şelalerine doğa yürüyüşü planlaması yapılarak, üyelerle katılım sağlandı.

*Akp’nin savaş politikaları nedeniyle bölgede sokağa çıkma yasakları nedeniyle eğitim-öğretim ortamının kalmaması ve çocukların eğitim haklarının ellerinden alınması ile ilgili 21.12.2015 pazartesi ilk derse girmeyerek öğretmenler odasında bildiriler okunarak konunun gündem yapılması çalışması tüm işyerlerinde uygulandı.

*08.01.2016 cuma saat:19.00’da Şirinyer belediye düğün salonunda Ankara katliamında yitirdiğimiz dostları anma gecesi düzenledik.

*10 Ekim Ankara katliamının 4.ayına girerken “Katliamı unutmadık, unutturmayacağız” 10 Ocak 2016 Pazar saat: 10.04 de Alsancak gar önünde anma gerçekleştirdik.

*Huseyin Avni Atesoglu Ortaokulu binasının Buca İmam Hatip Lisesine devredilmesi kararinı mahkemenin iptal etmesi üzerine kararin uygulanmasi talebiyle 02.12.2015 Çarsamba günü saat:12.00’de Buca İlce Milli Egitim Müdürlüğü önünde basın aciklaması yapılmıştır

*Emek,Barış ve Demokrasi güçleri olarak Ankara katliamının ikinci ayı olan 10 Aralık 2015 Perşembe saat 19.00’da alsancak tren garında anma yapıldı ve katılım sağlandı.

*Akp’nin son aylarda Doğu ve Güneydoğu illerinde sokağa çıkma yasaklarıyla ülkede iç savaşı körükleyen tutumunu kınamak, savaşa dur demek barış sesini yükseltmek için 15.12.2015 salı günü saat: 19.00 da sevinç pastanesi önünde yapılan eyleme katılım sağladık.

*20 Aralık pazar Menemen şelalerine doğa yürüyüşü planlaması yapılarak, üyelerle katılım sağlandı.

*Akp’nin savaş politikaları nedeniyle bölgede sokağa çıkma yasakları nedeniyle eğitim-öğretim ortamının kalmaması ve çocukların eğitim haklarının ellerinden alınması ile ilgili 21.12.2015 pazartesi ilk derse girmeyerek öğretmenler odasında bildiriler okunarak konunun gündem yapılması çalışması tüm işyerlerinde uygulandı.

*Kesk-Disk-Tmmob-TTB olarak ‘Bir arada Yaşamı Savunalım’ başlığıyla 29 Aralık salı günü (1 gün) üretimden gelen gücümüzü kullanıp hizmet üretmeyerek, Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasına katılım sağladık.

*Sağlık emekçileri sendikası Cizre temsilcisi yürütme kurulu üyesi Aziz Yural’ın katledilmesi nedeniyle il sağlık müdürlüğü önünde (Behçet uz çocuk hastanesi yani) basın açıklaması yapıldı ve katılım sağladık.

*08.01.2016 cuma saat:19.00’da Şirinyer belediye düğün salonunda Ankara katliamında yitirdiğimiz dostları anma gecesi düzenledik.

*10 Ekim Ankara katliamının 4.ayına girerken “Katliamı unutmadık, unutturmayacağız” 10 Ocak 2016 Pazar saat: 10.04 de Alsancak gar önünde anma gerçekleştirdik.

*12/01/2016 Salı günü saat 14.00’de Buca Belediyesi önünde   Buca Kent Konseyi ile birlikte diyanetin sapık fetvasıyla ilgili basın açıklaması yapılıp suc duyurusu yapıldı.

*Menderes İlce Milli Egitimin Müdürlüğü’nün okullarda yaptigi olumsuz uygulamalara karsi 29.03.2016 Çarsamba günü saat:14.00’de Menderes Kaymakamlıgı önünde basın açıklaması yapıldı

*15.01.2016 cuma saat:13.00’te büyükşehir belediyesi önünde yandaş sendikanın satış sözleşmesine karşi bordro yakma eylemi yapıldı ve katılım sağlandı.

*Güvenceli iş, güvenceli gelecek’ konulu imza kampanyası yapıldı ve tüm üyeye ulaştırıldı.

*Aydınlara yapılan saldırıları protesto etmek için Bayraklı adliyesi c kapısında basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*Hrank Dink’in katledilişinin 9.yılında ‘Hrant Dink’i unutmadık unutturmayacağız.’ demek için sevinç pastanesi önünde meşaleli yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı ve katılım sağladık.

*23 Ocak Narlıdere Çatalkaya ‘ya doğa yürüyüşü yapıldı.

*23 Ocak 12:00’de Uğur Mumcu ve tüm basın şehitleri için Kıbrıs şehitlerinden Gündoğdu meydanına yürüyüş yapıldı ve katılım sağlandı.

*Müdür yardımcılığı kursumuz 09.02.2016 günü şubemizde açılmıştır.

*Akp’nin bir arada yasam olanaklarını ortadan kaldırarak ülkemizi kan gölüne çevirmesine ve Cizre’deki toplu sivil katliamına hayır demek için Alsancak Türkan Saylan   kültür merkezi önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*’10 Ekim Ankara katliamının 5.ayında”Unutmadik unutturmayacagiz” anmasına 10.10.02.2016 saat:18.30 katılım sağladık.

*’19 Şubat’a kadar okul idarelerine bildirilecek seçmeli derslerde bilimsel laik demokratik eğitim için ‘ bilim , sanat ve dil’ derslerinin seçilmesi için çalışma yapıldı.

*Disk kıdem tazminatı ve esnek çalışmaya karşı yarım gün iş bırakarak basın açıklaması yaptı. Eyleme katılım sağlandı.

*Eğitim Sen İzmir Şubelerince ‘Baskı,sürgün cezalara son, grev sendikal haktır.’başlığı ile il milli eğitim basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*21 Şubat 2016 Pazar günü Şirinyer Belediye Düğün Salonunda Buca Emek Platformu olarak “savasin kadinlar ve cocuklar uzerine etkileri” konulu panelin örgütlenmesini ve üyelerimizin katılımı sağladık.

*5 Mart Cumartesi Buca tenis Kulübünde 8 Mart örgütlenme çalışmaları ve kadın üyelerimize kahvaltı etkinliği düzenledik.

*4 Mart Cuma günü Kesk kadın meclisi olarak, Türkan Saylan Kültür Merkezinde saat:18.00 de “İş guvencesi,657 sayılı kanunda planlanan degişikler, yeni torba yasanin kadın istihdamina etkileri” konulu panel düzenledik.

*6 Mart Pazar günü, 8 Mart Platformuyla saat:13.00’de Bornova Stadinda bulusup Bornova Meydanında yürüyüş şeklinde yapılacak mitinge katılım sağlanmıştır.

*8 Mart Salı günü saat:18.30′ da, 8 Mart Platformuyla birlikte kadınlar olarak Alsancak Leman Kültür önünde toplanarak Sevinç Pastanesi önüne yapılan yürüyüşe katılım sağlanmıştır.

*Kadınların Birlik, Mucadele ve Dayanisma Günü çercevesinde 8 Mart sali günü saat: 18.30 da Ürkmez Yıldız Otelde Gümüldür deki üyelerimiz için etkinlik düzenledik.

*Kesk Kadin Meclisi olarak Menderes’de bir okul müdürünün çocuklara yonelik cinsel istismar davasini takip etmek , bu olayı ortaya çıkaran Saadet Öğretmenimize ve çocuklara sahip çıkmak için tüm dava sürecini takip ettik. Karar çıkana kadar bu davayı takip etmeye devam edeceğiz.

*AKP li bir milletveli tarafından meclise getirilen tecavüz yasasını protesto etmek için Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan eyleme katılım sağladık. Eylemler yasa geri çekilene kadar devam etti ve kadınların mücadelesi tecavüz yasasının geri çekilmesini sağladı.

*8 mart 2016 kadinlarin uluslararasi birlik, mucadele ve dayanisma günü kutlu olsun.

*Ankara Katliaminin 5.ayında Alsancak Garı önünde eylem yapıldı

*Eğitim Sen MYK üyelerinin katıldığı bölge toplantısına yürütme kurulu üyeleri olarak katılımsağladık.

*’Dün Ankara’ da gerçekleşen saldırıyı protesto etmek için izmir Emek, barış ve demokrasi güçleriyle” Alsancak Türkan Saylan kültür merkezi önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*16- 17 Nisan 2016. İki gün süren işyeri temsilcileri eğitim çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışmaya işyeri temsilcilerimizin katlımı sağlandı. *Disk kıdem tazminatı ve esnek çalışmaya karşı yarım gün iş bırakarak basın açıklaması yaptı. Eyleme katılım sağlandı.

*Eğitim sen İzmir 1 nolu Şube baskanı Bahri Akkan’ın sendikal faaliyetleri ve barış istediği için açığa alınmasını protesto ediyoruz.05.04.2016 salı saat:13.00’de Çınarlı meslek ve teknik and.lis.onu.ve ayni gün saat:16.00’da il milli eğitim önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*TTB merkez konseyi üyesi Dr. Fatih Sürenkök, Ses işyeri temsilcisi Mahmut Bakay ve Eğitim sen İzmir 1 nolu şube başkanı Bahri Akkan’ın görevden alınmasını,tüm emekçilere yapılan baskıları protesto etmek ve arkadaşlarımızın göreve iadesi için Disk-Kesk-TMMOB -TTB ile 9 Nisan İzmir Valiliği önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*İlksan Seçimleri ile ilgili 09.04.2016 cumartesi 09.00-17.00 saatleri arasinda Buca İnci Özer Tirnakli Fen Lisesi’nde.Gaziemir Nevvar Salih İşgören Ortaokulunda ve Menderes Fatma Ramazan Büküşoğlu lisesinde yapılan seçimlere katıltık.

*TTB merkez konseyi üyesi Dr. Fatih Sürenkök, Ses işyeri temsilcisi Mahmut Bakay ve Eğitim sen İzmir 1 nolu şube başkanı Bahri Akkan’ın görevden alınmasını,tüm emekçilere yapılan baskıları protesto etmek ve arkadaşlarımızın göreve iadesi için Disk-Kesk-Tmmob-TTB ile 9 Nisan İzmir Valiliği önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*‘10 Ekim de yitirdiklerimizi unutmadık, unutturmayacağız’ 10 Nisan pazar saat:10:04 de Karşıyaka İzban önünde toplanarak basın açıklaması yaptık ve katılım sağladık.

*29 Aralık 2015 tarihinde yaptığımız iş bırakma eylemi nedeniyle Bakanlık müfettişlerinin soruşturmaya gelmesine yönelik sorulara sözlü değil, sadece yazılı cevap verilmesi yönünde üyeler bilgilendirildi.

*Huseyin Avni Atesoglu Ortokulu binasinin Buca imam hatip Lisesi’ne verilmesi ile ilgili mahkemenin yurutmeyi durdurma kararina ragmen karari uygulamayan idareciler hakkinda 15.04.2015 Cuma saat:12.00 Bayrakli Adliyesi C Blok önünde konuyla ilgili suç duyurusu yapıldı.

* Buca ilcesinde Egitim ve Ögretimde yasanan dinci ve gerici egitime karsi 20.04.2016 günü saat:12.00’de Buca İlce Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapıldı.

*27.04.2016 saat:14.00’de Şirinyer Tansaş ve pazar yerinde 1 Mayıs bildirileri dağıtımı yapıldı.

*Laik eğitim için 28-29 nisan tarihlerinde kokart takma eylemi yapıldı.

*1 Mayıs programı 01.05.2016 pazar saat:10.30’da buca belediyesi önünde basın açıklaması yapılarak, servislerle Konak sümerbank önüne inilecek saat:11.30’da Gündoğdu meydanına yürüyüş şeklinde gerçekleştirildi.

* Şubemiz üyesi Caner Canlı görevinden açığa alındığı için 29 Nisan cuma saat:16.30’da il milli eğitim önünde basın açıklaması yapılmıştır.

*Gaziemir çevre platformu tarafından 02.05.2016 tarihinde düzenlenen ‘Doğa ve yaşam alanlarımız elimizden alınıyor, ses ver” konulu söyleşiye katılım sağladık.

*İzmir halkıyla 05.05.2016 tarihinde ‘Laik eğitim, Laik yaşam’ sloganıyla Eğitim sen olarak Gündoğdu meydanında laiklik zinciri kurduk.

*Emek, barış ve demokrasi güçleri olarak 6 Mayıs 1972’de idam edilen üç fidanı anma için basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*‘Soma’yı unutmadık’ İzmir emek, barış ve demokrasi güçleri olarak 13 Mayıs cuma saat:18.30’da Buca Forbest girişi Madenci anıtı önünde anma yapıldı ve katılım sağlandı.

*14 Mayıs cumartesi Soma’da yapılan miting için şubeden servisler kaldırılarak, mitinge katılım sağlandı.

*28 Mayıs’da yapılacak Kesk bölge mitingi için şubede genel üye ve temsilciler toplantısı yapıldı.

*24.05.2016 salı günü Kesk şubeleri olarak Kemeraltı girişinde saat:12.30’da mitingle ilgili basın açıklaması yapılarak, bildiri dağıtımı yapıldı.

*25.05.2015 Çarşamba günü saat:16.00’da Şirinyer Tansaş önünde 28 Mayıs mitingine ilişkin bildiri dağıtımı yapıldı.

*28 Mayıs cumartesi yapılacak bölge mitingine katılım sağlandı.

*BAL’dan açığa alınan müdür yardımcısı Yunus Kurt arkadaşımız için baskı, sürgün ve cezalara karşı yanında olduğunu ifade etmek için 30.05.2016 saat 12.30’da İl milli eğitim önünde toplanarak, basın açıklaması yapıldı.

*Gezi direnişinin 3.yılında, ölümsüzleşen yoldaşlarımızı anmak için 31 Mayıs tarihinde Gündoğdu meydanında toplanıp denize karanfil bıraktık.

*10 Ekim’de Ankara’da yitirdiğimiz canlarımızı unutmadık, unutturmayacağız 10 Haziran cuma saat:19.00’da Alsancak Türkan Saylan kültür merkez önünde toplanarak basın açıklaması yapıldı ve katılım sağladık.

*’15–16 Haziran isçi sınıfının şanlı direnişinin 45.yılında “Köleliğe teslim olmayacağız” şiarıyla Çiğli Ata sanayisinde direnişte olan disk cam seramik dost cam isçileriyle dayanışmayı büyütüyoruz.15.06.2016 çarşamba saat:13.00 de çiğli organize sanayi bölgesi Atatürk anıtı önünde toplanarak, ziyaretlerine gidildi.

*Buca Çamlıpınar mahallesinde yapılan 40 derslikli ilk ve ortaokul’un imam hatip ortaokulu ve lisesine dönüştürülmesi ile ilgili mahalleli ile basın açıklaması yapıldı.

*Kesk şubeler platformu olarak 2 Temmuz 93 Sivas anması için 2 Temmuz 2016 saat:20.00 da Kıbrıs şehitleri caddesi önünde toplanarak, basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*İhraç ve açığa almalara karşı 28 Ocak cumartesi 14.00–16.00 saatleri arasında Karşıyaka vapur iskelesinde oturma eylemi yapıldı ve katılım sağlandı.

*4 Mart Cuma günü Kesk kadın meclisi olarak, Türkan Saylan Kültür Merkezinde saat:18.00 de “İş guvencesi,657 sayılı kanunda planlanan degişikler, yeni torba yasanin kadın istihdamina etkileri” konulu panel düzenledik.

*5 Mart Cumartesi Buca tenis Kulübünde 8 Mart örgütlenme çalışmaları ve kadın üyelerimize kahvaltı etkinliği düzenledik.

*Kadınların Birlik, Mucadele ve Dayanisma Günü çercevesinde 8 Mart sali günü saat: 18.30 da Ürkmez Yıldız Otelde Gümüldür deki üyelerimiz için etkinlik düzenledik.

*6 Mart Pazar günü, 8 Mart Platformuyla saat:13.00’de Bornova Stadinda bulusup Bornova Meydanında yürüyüş şeklinde yapılacak mitinge katılım sağlanmıştır.

* 8 Mart Salı günü saat:18.30′ da, 8 Mart Platformuyla birlikte kadınlar olarak Alsancak Leman Kültür önünde toplanarak Sevinç Pastanesi önüne yapılan yürüyüşe katılım sağlanmıştır.

*Kesk Kadin Meclisi olarak Menderes’de bir okul müdürünün çocuklara yonelik cinsel istismar davasini takip etmek , bu olayı ortaya çıkaran Saadet Öğretmenimize ve çocuklara sahip çıkmak için tüm dava sürecini takip ettik. Karar çıkana kadar bu davayı takip etmeye devam edeceğiz.

* Çiğli belediyesi tarafından 10 Ekim Ankara katliamında yitirdiğimiz Gülcan- Yılmaz Elmascan çifti için yapılan kütüphanenin açılışına katılım sağlandı.

*Seminer çalışması olarak Nurettin Topcu’nun maarif davası kitabının okunup değerlendirildiği gün öğretmenler basın açıklamamızı okuyarak, toplantıyı terk edeceklerdir. Bu çalışmayı üyelerimize duyurduk.

*Okul müdürlerinin performans değerlendirmesinde tam puanın altında not verilen tüm arkadaşlarımızın sitemizdeki itiraz dilekçelerini okul müdürlüklerine verme çalışması yapıldı. Çalışma istediğimiz şekilde sonuçlandı.

*Karma eğitime karşı çıkan, Alevilere hakaret eden gerici Nurettin Topçu’nun değil, Hasan Ali Yücel ve köy enstitüleri ile Fakir Baykurt gibi aydınlarımızın gündeme alınması çalışması yapıldı.

*İstanbul Atatürk havalimanındaki katliamı kınamak için İzmir emek ve demokrasi güçleriyle birlikte İzmir büyükşehir belediyesi önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*Kesk şubeler platformu olarak 2 Temmuz 93 Sivas anması için 2 Temmuz 2016 saat:20.00 da Kıbrıs şehitleri caddesi önünde toplanarak, basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*13 Temmuz 2016 Eğitim Sen MYK’sı ve Şube Başkanlarımızın baskı, sürgün, soruşturma ve cezalara karşı başlattığı Ankara yürüyüşünün İzmir ayağı için Bayraklı Adliyesinde basın açıklaması ve arkadaşlarımızın davasına katılım sağlandı.

*15 temmuz 2016 Baskı,surgun ve sorusturmalara son! konulu basın aciklamasi İl Milli Egitim Mudurlugu onunde yapıldı

*24 Ağustos 2016 Çarşamba baskı, sürgün, soruşturma, açığa alma ve OHAL’e karşı saat:12:00’de İzmir Büyük Şehir Belediyesi önünde yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*1 Eylü 2016 Dünya Barış Günü nedeniyle Konak Eski Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*3 Eylül 2016 Cumartesi Hukuki değil siyasi gerekçelerle görevden almaları protesto etmek, üye ve yöneticilerimize sahip çıkmak için Konak Eski Sümerbank önünde oturma eylemi ve basın açıklamasına katılım sağlandı.

*8 Eylül 2016 Perşembe Son saldırıları, hukuksuz uygulamaları, açığa almaları, ihraçları, korkutma ve sindirme politikalarını boşa çıkarmak için Konak’ta yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*9 Eylül 2016 Cuma Açığa almaları protesto etmek için Konak Eski Sümerbank önünde basın açıklaması ve oturma eylelmi yapıldı.

*19 Eylül 2016 Pazartesi saat.18’de Konak Eski Sümerbank önünde baskılara, açığa almalara, işten atmalara ve güvencesizleştirmeye karşı basın açıklaması yapıldı.

*21 Eylül 2016 Çarşamba günü görevden alınan öğretmenler ve yürütme kurulu üyeleriyle birlikte İl Milli Eğitim Müdürlüğüne itiraz dilekçeleri verildi.

*22 Eylül 2016 Perşembe sürgünler, baskılar ve açığa almalara karşı saat:11:30’da Menderes Kaymakamlığı önünde basın açıklaması yapıldı.

*23 Eylül 2016 Cuma saat:17:30’da görevden alınan arkadaşlarımız için Konak Eski Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*30 Eylül 2016 Cuma saat:19:30’da KESK Genel Sekreteri Hasan Toprak’ın katılımıyla İş yeri temsilcileri ve genel üye toplantısı yapıldı.

*30 Eylül 2016 Cuma saat:17:30’da OHAL’ KHK’leriyle aralarında Hayat Tv’nin de bulunduğu radyo ve televizyon kanallarının kapatılmasını protesto etmek için Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*1 Ekim 2016 Cumartesi Açığa alınan ve ihraç edilen arkadaşlarımızla dayanışmak amacıyla Çiğli Akvarum Cafe’de KESK MYK üyelerininde katıldığı kahvaltı ve genel üye toplantısına katılım sağladık.

5 Ekim 2016 dunya ögretmenler günü kapsamında MilliEğitimBakanlığı önünde yapılan eylemekatılım sağlandı.

*8 Ekim 2016 Cuma 14-16 saatleri arası Konak Kemeralltı girişine kurulan imza kampanyası standına katılım sağlandı.

*10 Ekim 2016 Saat:10:04’de 10 Ekim katliamının yıldönümünde Doğançay mezarlığında yapılan anma proğramına katılım sağlandı.

*10 Ekim2016 10Ekim Ankara katliamında yitirdiğimiz canlarımızı anmak için 18:30’da Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplandık ve anmaetkinliğimizi yaptık.

*13 Ekim 2016 İşimiz ve geleceğimiz içinAydın’dan Ankara’ya hareketeden KESK yürüyüş kolu ile 12:30’da Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması ve uğurlama etkinliğine katılım sağlandı.

*14 Ekim 2016 Baskı, sürgün, açığa alma ve işten atmalara hayır mitinginin yasaklanması nedeniyle 18:30’da Konak Eski Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasınakatılımsağlandı.

*20 Ekim 2016 Şirinyer Düğün salonunda birlik ve dayanışma kokteyli düzenledik.

*26 Ekim 2016 Buca Emek ve Demokrasi Güçleri olarak saat:16’da Şirinyer Tansaş (Migros) önünde OHAL, KHK’ler, baskılar, açığaalmalar ve işgüvencesi konulu bildiri dağıtımı etkinliği düzenledik.

*27 Ekim 2016 KESK’ebağlı sendikalara yönelik baskı, sürgün, gözaltı ve açığa almaları protesto etmek için Konak Eski Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*30 Ekim 2016 29 Ekim’deçıkarılan KHK ile ihracedilmelere ilişkin 15:30’da Konak Eski Sümerbank önünde yapılan protestove basın açıklamasına katılım sağlandı.

*31 Ekim 2016 İzmir Gazeteciler Cemiyetinin Cumhuriyet Gazetesine yapılan baskı ve gözaltılara ilişkin yaptığı basın açıklamasına Emek ve Demokrasi Güçleri olarak destek verdik. Katılım sağladık.

*2 Kasım 2016 KHK’lereOHAL’eihraclara, basına ve Cumhuriyet Gazetesine saldırılara karşı Emek ve Demokrasi Güçleri olarak 17:30’da Cumhuriyet Meydanında yapılan basın açıklamasına katılım sağlandı.

*4 Kasım 2016 Buca Tansaş (Migros) önünde yapacağımız basın açıklanmasının Valilik tarafından yasaklanması nedeniyle AKP’nin faşist uygulamalarını protesto etmek için saat:18:00’ daEmek ve Demokrasi Güçleri olarak Kıbrıs Şehitleri Caccedinde yapılan protesto ve basın açıklamasına katılım sağlandı.

*10 Kasım 2016 Müdüryardımcılığ ıgörevinden alınıp sürgün edilen arkadaşlarımız için saat:12:00’da Buca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptık.

*14 Kasım 2016 Emek ve Demokrasi Güçleri olarak KHK ile derneklerin kapatılmasını protesto etme kiçin 18:30’daTürkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklamasına katılımsağlandı.

*AKP li bir milletveli tarafından meclise getirilen tecavüz yasasını protesto etmek için Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılaneyleme katılım sağladık. Eylemler yasa geri çekilene kadar devam etti ve kadınların mücadelesi tecavüz yasasının geri çekilmesini sağladı.

* 22 Kasım 2016 resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı KHK ile ihraç edilen Kesk üyelerinin işten atılmalarını protesto etmek için bugün saat:17.30’da eski Sümerbank önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*23 Kasım Tepe kule Kongre ve sergi merkezinde ‘İzmir emek ve demokrasi güçleri, askeri veya sivil her türlü darbeye ve faşizme karşı, ” emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesini hep birlikte nasıl büyütebiliriz” başlığı ile bir tartışma toplantısı düzenlemiştir. Katılım sağlanmıştır.

*İzmir Emek, Barış ve demokrasi güçleri olarak 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’da katledilen Diyarbakır Baro başkanı Tahir Elçi’nin ölümünün 1. yıldönümünde 28.11.2016 saat:18.30’da Kıbrıs şehitleri caddesi Türkan Saylan kültür merkezi önünde basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*11 Aralik Pazar günü Cumhuriyet Meydaninda yapilacak KESK mitingiyle ilgili olarak 7 Aralık tarihinde Şirinyer Tansas önünde bildiri dağıtımı yapıldı.

*11 Aralık 2016. Bölge mitinginin yasaklanması nedeniyle Cumhuriyet Meydanında yapılan basın açıklamasına üyelerimizle kitlesel katılım sağlandı.

*12 Aralık 2016. İstanbul’da yaşanan terör saldırısını kınama amaçlı üyelerimizle birlikte siyah kurdele takma eylemi yapıldı.

*15 Aralık 2016. 2017 bütçesini protesto etmek için yapılan basın açıklamasına üyelerimizle birlikte kitlesel katılım sağlandı.

*28 Aralık 2016. Roboski katliamı anması için İzmir Emek ve Demokrasi Güçleriyle birlikte yapılan anmaya üyelerimizle birlikte kitlesel katılım sağlandı.

*Denetimsiz, gerici cemaat yurtlarında göz göre göre katledilen kızlarımız için siyah kurdele ve kokart takma eylemi yapıldı

*İzmir emek, barış ve demokrasi güçleri olarak 30.11.2016 tarihinde

*Konak eski Sümerbank önünde Adana’da yaşanan katliamda 11 yurtta kalan çocuk olmak üzere 12 kişinin yaşamını yitirmesini protesto etmek için basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*Kesk ve bağlı sendika MYK üyelerinin katılımıyla 1 Aralık 2016 19.00–22.00 saatleri arasında Hasan Sağlam öğretmen evinde temsilci ve genel üye toplantısına katılım sağlandı.

*Haklar, Ohal ve khk’lardan önce gelir, Teslim olmuyoruz. Ohal kaldırılsın. İhraçlar sürgünler, açığa alınanlar görevine iade edilsin.11 Aralık pazar saat:12.30’da cumhuriyet meydanında basın açıklaması yapıldı ve katılım sağlandı.

*2 Ocak 2017. Şube binamızda 10. Olağan Kongremizle ilgili iş yeri temsilcileri ve genel üye toplantısı yapıldı.

*9 Ocak 2017. Son KHK ile ihraç edilen üyelerimiz ve akademisyenlerimiz için yapılan basın açıklamasına üyelerimizle birlikte kitlesel katılım sağlandı.

*16 Ocak 2017. 13Şubat 2015 tarihinde yapılan ‘Laik Bilimsel Eğitim ve Demokratik yaşam’ eylemi nedeniyle açılan dava nedeniyle yapılan basın açıklamasına üyelerimizle birlikte kitlesel katılım sağlandı.

*19 Ocak 2017. Hrant DİNK’i anmak için yapılan eyleme üyelerimizle birlikte kitlesel katılım sağlandı.

21 Ocak 2017. 22. Kuruluş yıldönümümüz nedeniyle yapılan etkinliğe üyelerimizle birlikte kitlesel katılım sağlandı.

*22.kuruluş yıldönümü etkinliğimiz Cengiz Özkan ve Praksis’le, 23 Ocak saat: 19.00–23.00 da Fuar İsmet İnönü kültür merkezinde gerçekleşti.

*Kemalpaşa’da arkadaşlarımızın gözaltına alınmalarını protesto ediyoruz. Basın açıklamasına katılım sağladık.

*İhraç ve açığa almalara karşı 28 Ocak cumartesi 14.00–16.00 saatleri arasında Karşıyaka vapur iskelesinde oturma eylemi yapıldı ve katılım sağlandı.

*31 Ocak Tepekule kongre ve sergi merkezinde Kesk şubeler platformu, İzmir emek ve demokrasi güçlerinin önümüzdeki dönem bileşenleri, çalışma anlayışı ve ilkeleri, anayasa referandum çalışmaları ile ilgili toplantıya katılım sağlanmıştır

*8 Şubat 2017 7 Şubat tarihinde yayaınlanan KHK ile ihraç edilen arkadaşlarımız için Konak Eski Sümerbank önünde oturma eylemi ve basın açıklaması yapıldı. İhraçlarla ilgili oturma eylemleri sırasıyla Konak, Karşıyaka ve Narlıdere de yapıldı.

*20 Şubat 2017 saat : 11 de Eğitim Sen 1 nolu Şubede Kesk Kadın Meclisi olarak hukuksuz bir şeklide gözaltına alınıp, tutuklanan Eğitim Sen 4 nolu eski Kadın Sekreteri arkadaşımız Arin Emine KUM ile ilgili basın toplantısı düzenledik.

*5 Mart 2017 İzmir Kadın Platformu olarak düzenlenen 8 Mart mitingine katıldık.

MEHMET SAYDAM ŞUBE SEKRETERİ

calismaraporlari-a

ÜMİT SERMEND GÜRBÜZ ÖRGÜTLENME SEKRETERİ

calismaraporlari-orgutlenmesekreterligi-002

ŞENAY AKYOL KADIN SEKRETERİ

calismaraporlari-kadinsekreterligi

AYDIN GÜNEŞ HUKUK SEKRETERİ

calismaraporlari-hukuksekreterligi

GÖKÇEN BALCI EĞİTİM SEKRETERİ

calismaraporlari-egitimsekreterligi

DEVRİM ÖZDER MALİ SEKRETER

calismaraporlari-mali-sekreter-bilanco-001

Eğitim Sen İzmir 5 Nolu Şube

10.OLAĞAN GENEL KURULU

MART 2014 MART 2017 DÖNEMİ

GELİR – GİDER CETVELİ

MALİ Sekreter

ÇALIŞMA RAPORU

GELİRLER   GİDERLER  
2014 Şubat devir 29.331,83 KİRA GİDERİ 43.710,00
2014 gelen avans 105.896,15 BAKIM-ONARIM GİDERLERİ    2.046,49
2015 gelen avans 141.875,77 TELEFON FAX İNTERNET GİDERLERİ 21.073,55
2016 gelen avans 139.371,27 ELEKTRİK,SU GİDERLERİ    8.859,59
2017 gelen avans 13.077,49 KIRTASİYE,GAZETE GİDERLERİ 18.418,64
    MUTFAK,ÇAY,TÜP,TEMİZLİK GİDERLERİ 13.707,06
    POSTA-KARGO GİDERLERİ        401,41
    ÖRGÜTLENME GİDERLERİ 76.350,62
    NOTER HARÇ VERGİ GİDERLERİ 26.456,22
    EĞİTİM GİDERLERİ 21.377,63
    YÖNETİCİ YOLLUK GİDERLERİ 26.713,76
    AVUKATLIK VE MUHASEBE DANIŞMANLIK 22.720,74
    TEMSİL AĞIRLAMA GİDERLERİ 28.780,56
    GENEL KURUL GİDERLERİ    5.494,56
    ŞUBELER PLATFORMU AİDATLARI 16.441,52
    EYLEM-ETKİNLİK GİDERLERİ 45.759,31
    PERSONEL YOL, YEMEK VE DİĞER GİDERLERİ       584,90
    SOSYAL ETKİNLİK GİDERLERİ 26.163,02
    DİĞER GİDERLER 11.352,61
    DEMİRBAŞ ALIM ONARIM GİDERLERİ    1.494,00
TOPLAM 429.552,51   417.753,33
       
GELİRLER TOPLAMI 429.552,51    
GİDERLER TOPLAMI 417.753,33    
KALAN 11.799,18    
BANKA    4.979,58    
KASA    6.819,60    

,http://www.egitimsenizmir5.org.tr/10-olagangenelkurulumart2014-mart2017calismaraporlari/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir